KUASARLAR

Emine Gül NAKAŞ tarafından yazıldı.. Yayınlanma Astronomi ve Uzay Bilimleri

Kuasarlar

Kuasarlar yıldızımsı ışık noktacıklarıdır – “yıldız benzeri”nin kısaltılması – ama yıldızların görünebilir olduğu mesafenin çok ötesindedirler.

Hollanda kökenli Amerikalı gökbilimci Maarten Schmidt onları 1963′te keşfetti. Başkaları da görmüştü ama önemlerini ilk kavrayan Schmidt’ti.

Evrenin akıl almaz derecede uzaklarında oldukları halde böyle ışıltılı olduklarına görekuasarların müthiş parlak olmaları gerekiyordu.

Tipik bir kuasar Samanyolu gibi normal bir gökadanın 100x enerji pompalar. Üstelik bu, Güneş Sistemi’nden küçük bir hacimden gelir.

Oysa nükleer enerjisi bunu için çok yetersizdir. Tek olası kaynak: Merkezdeki karadeliğe düşen maddenin yaydığı “kütleçekim enerjisi”dir.

Kuasar ışığı , lavabo deliğinde dönen su gibi, “yığılma diskinden” karadeliğin içine girdap gibi akarken akkorlaşan maddenin yaydığı ışıktır.

Bu, “yıldız kütlesind” normal bir karadelik değil, “süperkütleli” olanıdır. En parlak kuasarlarda kütlesi Güneş’in 30 milyar katına varır.

Kuasar keşfinden çok sonra “bulanık” çevre yıldızlar fark edildi. Kuasar, ışığı ile her şeyi bastıran, gökadanın süper parlak “çekirdeği”ydi.

Kuasarlar, ışığını yıldızların değil, süperkütleli karadeliğin yarattığı “aktif gökadalar”ın aşırı örneklerinden biridir.

Aktif gökadalar %1′lik bir oranı oluşturur. Kuasarların dışında eliptik “radyo gökadalar” ve sarmal “Seyfert” gökadalar vardır.

(Bizimki de dahil) çoğu gökada gençken aktif (kuasar) süreçten geçmiş olabilir. Merkezi karadeliğin yakıtı bittiğinde süreç sonlanmıştır.

Bugün kuasar yoktur. Altın çağları milyarlarca yıl önceydi. Teleskopla gördüklerimiz, adeta zamanın başlangıcındaki parlak fenerler gibidir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Benzer İçerikler