12.Sınıf Biyoloji Solunum Sistemi

Detaylar

SOLUNUM SİSTEMLERİ: ...Canlıların büyüyüp gelişmeleri,çoğalmaları ve diğer metabolik aktivitelerini gerçekleştirmeleri ancak enerji kullanarak sağlanabilir. ...Bütün bu olaylar için gerekli olan enerji organik besin maddelerinin hücrelerde oksijenli yada oksijensiz parçalanmasıyla gerçekleşir.(Hücre solunumu) ...Hücre solunumu, çoğunlukla oksijenli olarak gerçekleştirilir. ...Bu nedenle canlı organizmalarda gerekli oksijeni alabilmek için farklı yapılar geliştirilmiştir. ...Bütün bu yapılar ise solunum sistemlerini meydana getirir. ...Solunum organlarıyla dış ortamdaki oksijenin alınmasına dış solunum ,hücrelerle doku sıvısı ve kan arasındaki gaz değişimine iç solunum ,oksijenin hücre içinde besinlerin parçalanmasında kullanılmasına hücresel solunum denir. ...Hücre solunumuyla elde edilen enerji hücrede ATP’nin yüksek enerjili fosfat bağlarında depolanır. BİR HÜCRELİLERDE SOLUNUM: ...Bir hücreli canlılarda özel bir solunum organı ya da sistemi yoktur. ...Bu canlıların hücre yüzeyi ,bulunulan ortamla doğrudan temas halinde olduğundan ,gaz alışverişi dış ortamdan difüzyonla yapılır. ...Bu canlıların yaşadığı su ortamında çözünmüş oksijenin oranı karasal ortamlardan daha azdır. ...Bu nedenle canlılar sil,kamçı yada daha farklı hareket organlarını kullanarak etraflarındaki suyu sürekli dalgalandırırlar. ...Böylece sudaki karbondioksitin uzaklaştırılması,oksijen oranının da arttırılması sağlanmış olur. ...Amip gibi bir hücreli canlılar bulundukları su ortamından oksijeni difüzyonla alırlar. BİTKİLERDE SOLUNUM: ...Bitkilerde özel bir solunum sistemi yoktur. ...Ancak gaz alışverişini sağlayan yapılar bulunur. ...Yaprak epidermisi , stomalar ile kök epidermisi ve gövdede lentiseller gaz alışverişini sağlar. ...En önemli solunum organı ise yapraklardır. ...Yapraklarda bulunan stomalar(gözenekler) ,oksijenin ve karbondioksitin alışverişini sağlarlar. ...Işıklı ortamda karbondioksiti alıp oksijen atarken karanlık ortamda oksijen alıp karbondioksit atar. ...Çok yıllık bitkilerde ,mantarlaşmış gövdede bulunan lentiseller(kovucuk) de gaz alışverişini sağlayabilirler. ...Kökteki canlı hücreler ise gerekli gaz alışverişini doğrudan difüzyonla yaparlar. ...Solunum hücrelere gerekli olan oksijenin karşılanmasını sağlar. Bitkilerde solunum sonucunda açığa çıkan karbondioksit (solunumda)fazla ise stomalardan gaz alışverişi sırasında dışarıya verilen oksijen(fotosentezde) ne kadar az ise ortamın pH’ı asidik olur. OMURGASIZLARDA SOLUNUM: ...Çok hücreli organizmalardan(hayvanlardan) olan süngerler ve sölentereler, gaz alışverişini tek hücreli canlılarda olduğu gibi yaparlar. ...Yani bütün vücut yüzeyiyle yaşama ortamından doğrudan sağlarlar. ...Yassı solucanlardan planaryada; oksijen nemli vücudun bütün yüzeyinden erimiş halde alınarak vücudun iç kısmındaki hücrelere iletilir. ...Bu canlılarda dolaşım sistemi olmadığı için oksijenin iç dokulara kadar taşınması difüzyonla sağlanır. ...Karbondioksit de aynı yöntemle taşınarak vücut yüzeyinden dışarı atılır. ...Toprak solucanlarında; nemli vücut yüzeyiyle alınan oksijen(deri solunumu) ,iç kısımdaki hücrelere dolaşım sistemindeki kanla taşınır. ...Bu iki canlıda da belirtilen yöntemler gaz alışverişinin sağlanmasında yeterli olduğu için özel bir solunum sistemine ihtiyaç yoktur. ...Böcekler,çok ayaklılar ve örümcekgiller; havada aldıkları oksijeni içteki dokulara trake sistemi denilen borularla taşırlar. ...Bu şekildeki solunuma trake solunumu denir. ...Bu açıklıklardan giren hava ,iç organlara kadar uzanan trake denilen bir boru sistemiyle taşınır. ...Trake boruları, kitin halkalarla desteklenmiş,çeperleri yassı,birbirine sıkı bağlanmış, sağlam yapılardır. ...Bu borular gittikçe incelen çok sayıda dallara ayrılarak hayvanın vücudunun içinde bir ağ meydana getirirler. ...İnçe çeperli trakeler, dokular arasında içi sıvı dolu mikroskobik borularla(trakeol) sonlanır. ...Trakeollerin uçları sıvı ile dolu olmasına karşın trake boruları boştur. ...Dokuların gaz alışverişi trakeollerden yapılır. ...Yani trakeoldeki oksijen doku sıvısına , buradaki karbondioksit de trakeollere aktarılır. ...Trake sisteminde boruların gaz taşıma kapasiteleri sınırlıdır. ...Bu nedenle böcekler belli bir vücut büyüklüğünü geçemezler. ...Ekvator bölgesinde sıcaklık daha fazla olduğundan borulardaki gaz difüzyonu da daha fazla olur. ...Bu yüzden bu bölgelerde böcekler biraz daha iri vücutlu olabilirler. ...Böceklerin karınlarında sağlı sollu yarık şeklinde trakelerin vücuttan dışarı çıktığı ve stigma denilen küçük delikler vardır. ...Örümceklerde (akrep gibi) solunum ;kitapsı trake denilen yapılarla sağlanır. ...Bu solunum organı derinin altında birbirine paralel dizilmiş çok sayıda yapraktan oluşur. ...Kitapsı akciğer de denilen bu yapılar stigmalarla dışarı açılırlar. ...Trake solunumu dışında dolaşım sistemi bulunan bütün hayvanlarda kanda gaz taşınmasını sağlayan solunum pigmentleri vardır. ...Bu pigmentler taşıdıkları elementlere göre kanın farklı renkler almasını sağlarlar. ...Bütün solunum pigmentlerinde asıl yapıyı protein molekülleri oluşturur. ...En önemli özellikleri ise oksijen ve karbondioksitle kolayca birleşip ayrılabilmeleridir. ...Bu pigmentlerin oksijenle birleştiği bölgelerinde demir ve bakır gibi metal iyonları bulunur. ...Kanda bulunan bu pigmentler kanın oksijen taşıma kapasitesini artırırlar. ...Çok hücreli organizmalarda vücut hacmi arttığından veya metabolizma daha hızlı olduğundan dolayı,oksijenin alınması ve karbondioksitin atılması için özel solunum organları görev yapar. ...Böceklerde solunum gazları boru sistemiyle taşındığı için dolaşım sistemi gaz taşınmasında görev yapmaz.Yani kanlarında oksijen ve karbondioksit taşıyan solunum pigmentleri yoktur. ...Eğer oksijen hemoglobinle taşınmasaydı , kanımızın ya 75 misli daha fazla olması yada 75 defa daha hızlı akması gerekecekti. OMURGALILARDA SOLUNUM: ...Bütün omurgalılarda yutak solunum organıyla bağlantılıdır ve solunum gazları kan yolu ile taşınır. ...Kurbağa,sürüngen,kuş ve memelilerde akciğer solunumu,balıklarda ise solungaç solunumu vardır. ...Solungaçlar balıklardan başka, kurbağa larvaları,bazı deniz solucanları,bazı kabuklu türleri ve suda yaşayan yumuşakçalarda bulunur. ...Farklı canlılarda yaprak,tüy yada iplik şeklinde solungaçlara rastlanır. ...Yapısal farklılıklar olsa da solungaçlardaki gaz alışveriş mekanizması birbirine benzer. ...Her solungaç çok sayıda kılcaldamar taşıyan ,ince bir hücre tabakasından meydana gelir. ...Gaz değişimi,solungaç yaylarının arasını dolduran su ile kılcaldamarlardaki kan arasında yapılır. ...Solungaç boşluğunda kıkırdaktan yapılmış dört tane solungaç yayı bulunur. ...Solungaç yaylarına çiftler halinde solungaç yaprakları bağlanmıştır. ...Her solungaç yaprağı çok ince epitelden yapılmış olup yüzey genişleten lamelli bir yapıya sahiptir. ...Bu lamelli yapılarda atar damarlar ve toplardamarlar bulunur. ...Balıklar ağızlarıyla sürekli su alırlar. ...Bu su, solungaç yapraklarından geçerken oksijen difüzyonla kana,karbondioksit ise difüzyonla suya geçer. ...Karasal omurgalılarda solunum organı olarak akciğerler bulunur. ...Akciğerler bağ ve kıkırdak dokudan oluşmuş yapılar tarafından korunur. ...Operkulum adı verilen solungaç kapağı kemikli balıklarda bulunurken kıkırdaklı balıklarda(köpekbalığı) bulunmaz. ...Balıklarda solungaçların kılcaldamarlarında kanın akış hızı suyun akışının tersi yöndedir.Bu durum su içinde oksijen basıncının kılcaldamarlardan daha fazla olmasını ve solungaç yarıklarından çıkan suyun oksijence arındırılmasını sağlar. ...Soğuk sularda oksijen miktarı sıcak sulara göre daha fazla olduğundan soğuk su balıkları daha hızlı büyürler ve daha iri yapılıdırlar. ...Bazı kemikli balıklarda bağırsağın üzerinde omurganın altında yüzme kesesi denilen yapılar bulunur.Yüzme keseleri bir kanalla yutağa açılır.Balık yuttuğu hava ile yüzme kesesini doldurur.Bazı balıklarda ise yüzme keseleri kapalıdır.Yüzme keseleri genel olarak fazla gazı kana verir,kanda solungaçlardan geçerken difüzyonla dışarı vererek bu gazlardan kurtulur.Bir başka görevi de değişik su seviyesini bildiren bir duyu organı gibi çalışarak hayvanın dengesini sağlamaktır. ...Kurbağalarda; larva döneminde deri ve solungaç solunumu görülür. ...Ergin kurbağalarda ise deri solunumuyla birlikte akciğer solunumu da yapılır. ...Akciğerlerinde gaz değişim yüzeylerini arttıran küçük bölmeler bulunsa da solunum yüzeyleri çok geniş değildir. ...Kurbağaların akciğerlerinde alveol bulunmaz. ...Sürüngenlerdeki akciğerler kurbağalardakine benzer.Ancak bölmeler biraz daha derincedir,akciğerler geniş bir alan oluşturmaz. ...Kuşlarda; akciğerler diğer omurgalılardan biraz daha farklıdır. ...Akciğerler düşük basınçlarda oksijen gereksinimini sağlamak için odacıklı bir hal almıştır. ...Akciğerlerine bağlı hava keseleri bulunur. ...Bu hava keseleri kemiklerin içlerine kadar uzanarak hayvanın uçmasını kolaylaştırırlar. ...Aynı zamanda hava deposu olarak da görev yaparlar. ...Kuşların akciğerlerinde alveol bulunmaz. ...Kuşlar hava keseleri sayesinde solumayla alınan havanın bir kısmı hava keselerinde depolanır sonta akciğerlere geçer böylelikle iki kez akciğerlerinden geçirdikleri için daha çok oksijenden faydalanırlar. Deniz kaplumbağası ve balıkçıl kuşunda da akciğer solunumu görülür. ...Memeli akciğerlerinde ise alveol denilen mikroskobik kesecikler(alveoller) bulunur. ...Alveoller ,akciğerlerdeki gaz değişim yüzeyinin çok fazla genişlemesini sağlarlar. ...Karada yaşayan omurgalılarda solunum yüzeyinin nemli tutulabilmesi için solunum organları vücudun içinde yer alır. ...Omurgalılarda akciğerler vücudun içine gömülmüş olarak bulunsa da organizmaların enerji ihtiyaçlarına göre farklılıklar gösterebilir. BİRDEN FAZLA SOLUNUM ORGANI TAŞIYAN HAYVANLAR: ...Çift solunum organı taşıyan canlıların en tipik örnekleri akciğerli balıklar(dipnösti) ve kurbağalardır. Akciğerli balıklarda; solungaçlara ek olarak ince çeperli ve yutağa bağlanan hava keseleri vardır. ...Balık yüzeye çıkınca bu keseleri hava ile doldurur. ...Böylece hava keseleri, atmosfer havasından yararlanan akciğerler gibi görev yapmış olur. ...Nehir suları azalınca hayvan çamur içine gömülür ve bu keselerdeki havayı kullanır. ...Gerekli olduğu durumlarda iki solunum organını da aynı anda kullanabilirler. Kurbağalarda; larva döneminde deri ve solungaç solunumu yapılır. ...Ergin dönemde ise solungaçların yerini akciğerler alır ve hayat boyunca etkin olarak iki solunum şeklini de (akciğer ve deri) kullanırlar. 1.Solunum yüzeyi gaz alışverişini sağlayacak derecede geniştir ve incedir. 2.Solunum yüzeyinde gaz değişimi difüzyonla yapılır. 3.Solunum yüzeyleri nemlidir.Çünkü gaz değişimi nemli ortamlarda yapılır. ...İnsan solunum sistemi,akciğerler ve bu akciğerlere hava taşıyan boru sistemlerinden (yutak ve soluk borusu) meydana gelmiştir. ...Ayrıca burun ve ağız da solunuma yardımcı organlardır. ...Burun koku duyusunun alınmasının yanında hava girişine olanak sağlayarak solunuma da yardımcı olur. ...Hava buruna, bir çift olan burun deliklerinden alınır. ...Burunun iç yüzeyi havanın nemlendirilmesini sağlayan bir mukus tabakasıyla kaplıdır. ...Burunun iç yüzeyindeki derinin hemen altında bulunan kılcaldamarlar havanın ısıtılmasını sağlar. ...Burnun iç yüzeyinde bulunan girinti çıkıntılar ve kıllar ,gelen havadaki mikropların ve tozların tutulmasını sağlarlar. ...İnsan ağız yoluyla da gerekli havayı alabilir. ...Ancak burnun fonksiyonları düşünüldüğünde ,burunla nefes almanın tıpça daha sağlıklı olduğu söylenebilir. ...Ağız boşluğunun son kısmında yer alan yutağa , soluk borusu bağlanır. ...Yutağın ağızla bağlantısının olduğu kısımda küçük dil (epiglottis) ve bademcikler bulunur. ...İnsanda 10-12 cm uzunlukta ve 2cm genişlikte olan soluk borusunun başlangıç bölümüne gırtlak denir. ...Gırtlakta bulunan ses telleri epitel uzantılardan meydana gelmiş olup gerginlikleri kaslarla ayarlandığından çeşitli tonlarda ses çıkarılmasını sağlar. ...Bu sesin konuşma haline gelmesinde ağız,yutak ,dişler ,dil ve sinir sistemi de etkilidir. ...Yutak ,aynı zamanda havanın soluk borusuna, besininde yemek borusuna iletilmesini sağlar. ...Bir besin parçası yutulduğunda küçük dil(epiglottis) geriye doğru yatarak soluk borusunu kapatır. ...Böylelikle besin yemek borusuna aktarılmış olur. ...Bu sırada soluk borusu kapandığı için besinin yutulması sırasında nefes alınamaz. ...Yutakta bulunan epiglottis, yemek ve havanın doğru kanallara gitmesini sağlar. ...Yutakta iltihaplanmaya bağlı olarak faranjit, gırtlakta iltihaplanmaya bağlı olarak da laranjit hastalıkları görülür. ...Soluk borusunun(nefes borusu) düz olan arka yüzü yemek borusuna yapışıktır. ...Borunun iç yüzeyi hareketli siler taşıyan epitel hücreleri ile döşenmiştir. ...Bu hücrelerden meydana gelen epitel tabakanın altında mukus salgılayan goblet hücreleri bulunur. ...Mukus: hareketli siler üzerinde ince bir tabaka oluşturur. ...İnce mukus tabakası, hem epitel hücrelerinin yüzeyinin nemli kalmasını sağlar hem de solumayla gelen havadaki toz ve diğer zararlı maddeleri tutar. ...Sillerin gırtlağa doğru olan tek yönlü hareketi ile de tutulan tozlar mukusla dışarı atılır. ...Soluk borusunda epitel dokudan sonra kıkırdak tabakası( C harfi şeklinde) bulunur. ...Kıkırdak doku, soluk borusunu bir yay gibi sarar. ...Ancak yemek borusunun olduğu yüzeyde kıkırdak tabakası yoktur. ...Kıkırdaklardan oluşan bu tabaka soluk alıp verme sırasında basınç değişimlerinden dolayı soluk borusunun duvarlarının birbirine yapışmasını engeller. ...Soluk borusu, arkada dördüncü sırt omuru hizasında bronş olarak adlandırılan iki kola ayrılır. ...Bronşların yapısı soluk borusuna benzer. ...Ancak kıkırdak doku tabakası daha küçük halkalar halinde bulunur. ...Bronşlardaki iltihaplanma bronşit hastalığına neden olur. ...Bronşların her biri akciğere girdikten hemen sonra bronşçuk denilen binlerce ince borucuklara ayrılır. ...Bronşçuklardaki kıkırdak doku ,bronşlara oranla daha küçük parçalar halinde yer alır. ...Soluk borusuyla taşınan hava bronş ve bronşçuklardan geçtikten sonra alveol denilen yapılara gelir ve buradan kan dolaşımına katılır. ...Akciğer ,kalp ile birlikte göğüs boşluğunda bulunan pembemsi renkli ve esnek dokulu bir organdır. ...İnsanda diyaframın üstünde iki akciğer bulunur. ...Bunlardan sağ akciğer üç bölmeli, sol akciğer ise iki bölmelidir. ...Sol akciğerin küçük olması kalbin buraya daha yakın olmasından kaynaklanır. ...Soluk borusuyla bağlantılı olan bronşlar akciğere girdikten sonra bronşçuklara ayrılır. ...Her bronşçuk hava keselerine kadar uzanır. ...Akciğerlerde çok sayıda hava kesesi vardır. ...Hava keseleri de solunum yüzeyinin artmasını sağlayan yarım küre şeklinde alveollere ayrılır. ...Böylece akciğerlerde yaklaşık 55-90 metrekarelik çok geniş bir solunum yüzeyi oluşturulur. ...Kan ile hava arasındaki gaz değişimini sağlayan alveoller tek katlı yassı epitelden yapılmıştır. ...Bu nedenle hava keselerinin etrafı kılcaldamarlarla sarılmıştır. ...Kılcaldamarlar alveollerden oksijenin alınmasını sağlar. ...Alveolleri oluşturan hücreler lipoprotein üreterek salgılarlar. ...Bu salgı maddesi alveolün yüzeyini kaplayarak yüzey gerilimini düşürür. ...Yüzey geriliminin düşmesi alveollerdeki suyun korunmasında ve havanın dışarı atılmasında daha az kas gücünün kullanılmasını sağlar. ...Her iki akciğer pleura denilen iki yapraklı ince bir zar ile örtülüdür. ...Bu zarın iç ve dış yaprakları arasındaki boşluklarda az miktarda lenf sıvısı(pleura sıvısı) ve hava bulunur. ...Damar ,sinir ve bronşların akciğerlere girdiği yerlerde pleura zarı bulunmaz. ...Akciğer zarları arasındaki pleura sıvısının iltihaplanması durumunda zatürre hastalığı oluşur. ...Bütün hayvanların akciğerlerinde en içte tek katlı yassı epitel doku ortak olarak bulunur. ...Memeliler ve insanlar akciğerlerinde alveollerin bulunmasıyla diğer canlılardan ayrılırlar.Alveoller ve kılcaldamarlar arasında difüzyon yolu ile gaz alışverişi gerçekleşir. ...Soluk alıp-verme olayı göğüs boşluğu ile akciğerlerin genişleyip daralmasıyla sağlanır. ...Akciğerlere hava dolmasına soluk alma denir. ...Bu sırada göğüs boşluğu ve akciğerle genişler. ...Bu olaylar ise diyafram kasları ve kaburgalar arası kasların kasılmasıyla sağlanır. ...Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kaslı tabakaya diyafram adı verilir. ...Diyafram kası düz kaslardan meydana gelen ve normal halinde göğüs boşluğuna doğru kubbe şeklinde olan bir yapıdır. ...Soluk alma sırasında; diyafram kasları kasılır ve diyafram düzleşir. … Bu durumda göğüs boşluğu(göğüs kafesi) karın boşluğuna doğru genişler ve hacim artar. … Aynı anda göğüs boşluğunu önden saran kaburga kasları da kasılarak kaburgaların uçlarını yukarı doğru kaldırır. … Bu olaylar sonucunda genişleyen göğüs boşluğuna bağlı olarak akciğerler de genişler akciğerlerdeki iç basınç düşer ve hava akciğerlere dolar. …Bu sırada alveollerdeki oksijen kana kandaki karbondioksit de alveollere geçer. …Soluk alma sırasında atmosfer basıncı 760 mmHg iken akciğer basıncı yaklaşık olarak 690 mmHg civarındadır.Yani iç basınç düşer. …Soluk verme sırasında; diyafram kası gevşeyerek kubbeleşir ve göğüs boşluğunu alttan daraltır. …Kaburgalar arası kaslar da gevşeyerek kaburga uçlarının aşağıya doğru inmesine neden olur., …Böylece göğüs boşluğu ve akciğerler daralır ve hacimleri azalır. …Bu durumda sıkışan akciğerlerin iç basıncı artar ve içerideki hava dışarı verilir. …Soluk verme denilen bu olayda ,göğüs boşluğundaki daralmayla birlikte akciğerlerin geri yaylanma basıncının da etkisi vardır. …Bu basınç, akciğerlerin yapısındaki elastik lifler ve pleura boşluğundaki sıvı tabakasının meydana getirdiği bir yüzey geriliminden oluşur. …Bu nedenle soluk verme olayı,soluk almaya oranla daha pasiftir. …Soluk verme sırasında atmosfer basıncı 760 mmHg iken akciğer basıncı yaklaşık olarak 761 mmHg civarındadır .Yani iç basınç artar. …Yetişkin bir insan dakikada 15 ile 18 kez soluk alıp verir. …Soluma olayı,omurilik soğanındaki ve beyindeki bazı merkezlerden idare edilir. …Bu merkezler kandaki CO2 miktarına duyarlıdır. …Kandaki CO2’nin artması asitliğin artmasına yani pH’ın düşmesine neden olur. …Bu durumda solunum merkezleri etkilenerek kandaki artan CO2’nin atılmasını sağlar.Bunu omurilik soğanındaki merkezleri uyararak yapar. …Böylece kanın pH miktarı normal değerine döndürülerek ,homeostasi(iç denge) sağlanmış olur. …Kandaki oksijen miktarı soluk alıp verme mekanizmasını doğrudan etkilemez. …Soluk alışverişinde diyafram ve kaburga kaslarının hareketleri ile sağlanır. …Kan ile hava arasındaki gaz değişimi alveollerden yapılır. …Soluk alışında göğüs kafesi dışa doğru genişler,diyafram aşağı iner,akciğer genişler soluk verişinde tersi durum gözlenir. …Soluk alışverişi beyindeki merkezlerden (omurilik soğanı) kontrol edilir. Yükseklere doğru çıkıldıkça oksijen azaldığı sırada kullanılan bazı ilaçlar yeni alyuvarların yapılmasını sağlar. …Kan,oksijen ve karbondioksit taşıma kapasitesi yüksek olan bir dokudur. …Kanın bu özelliği solunum pigmenti(hemoglobin) bulundurmasından kaynaklanır. …Alyuvarlarda olayların gerçekleştirilmesini sağlayan pigment hemoglobindir. …Her alyuvarda 280 milyon hemoglobin molekülü bulunur. …Hemoglobinin globin kısmı bir çeşit proteindir Hem kısmı ise demir içeren bir bileşiktir. …Kan; oksijeni oksijen basıncının yüksek olduğu solunum organlarından alıp ,oksijen basıncının düşük olduğu vücut dokularına kolaylıkla verebilir. …Alyuvarlarda bulunan hemoglobin oksijenle kolayca bağlanabilir. …Alveollerden difüzyonla kana geçen oksijen ,alyuvarlardaki hemoglobinle birleşir ve oksihemoglobini oluşturur. Kan damarlarında oksijenin kısmi basıncı fazladır. …Hemoglobindeki dört demir atomunun her biri, bir oksijen molekülünü tekrar ayrılmak üzere bağlayabilir. …Akciğerlerde oksijen bağlamış hemoglobinlerle kalbe dönen kan ,kalbin pompalamasıyla dokulara gönderilir. …Dokularda oksijenin kısmi basıncı düşük olduğundan ,hemoglobinler bağladıkları oksijenleri serbest bırakırlar. …Serbest kalan oksijenler difüzyonla doku sıvısına geçerler. …Doku hücreleri ise bu sıvı ortamdan aldıkları oksijeni hücre solunumunda kullanırlar. …Hücre solunumu sonucu artık ürün olarak açığa çıkan CO2 difüzyonla hücreler arası boşluklarda bulunan doku sıvısına ,buradan da doku kılcallarına geçer. …Bu karbondioksitin çok az bir kısmı plazmada çözünerek taşınır.(en az bu şekilde taşınır) …Geri kalan büyük kısmı ise ,yine difüzyonla alyuvarlara girer. …Alyuvarlardaki CO2’nin az bir kısmı da hemoglobinle birleşerek karboksihemoglobini oluşturur ve akciğerlere kadar bu şekilde taşınır. …Alyuvarlardaki CO2’nin çoğunluğu ise alyuvarların stoplazmasında bulunan karbonik anhidraz enziminin etkisiyle su ile birleşerek karbonik aside dönüşür. …Karbonik asit ise alyuvarların içinde iyonlaşarak hidrojen ve bikarbonat (HCO3-) iyonlarına ayrışır ve bu şekilde taşınır.(en fazla bu şekilde taşınır) …Bu reaksiyonlar sonucunda oluşan artı yüklü hidrojen iyonları alyuvarın içinde hemoglobinle birleşerek taşınır. …Bikarbonat iyonları ise kanın plazma kısmına geçerek akciğerlere kadar taşınır. …Akciğer kılcallarına gelindiği zaman bikarbonat iyonları tekrar alyuvarların içine girerek hemoglobinden ayrılan hidrojen iyonuyla birleşir. …Bu reaksiyonlar sonucunda oluşan karbonik asit ise yine karbonik anhidraz enziminin etkinliğiyle su ve karbondioksite parçalanır. …Böylece serbest kalan CO2 ve H2O ise difüzyonla alveollere geçer ve soluk vermeyle vücut dışına atılır. …Oksijen kanda bulunan alyuvarlar sayesinde vücuttaki bütün doku ve organlara taşınır. …Hemoglobin alyuvar içinde oksijen taşınmasını sağlar.Oksijen alyuvarın içinde hemoglobine bağlanarak taşınır. …Oksijen ve karbondioksitin değişimi basınç farkından kaynaklanır. Oksijen miktarı azaldıkça hava basıncı azalır,kan basıncı artar. Oksijenin hemoglobinle taşınması; Nefes almayla oksijen alveollere oradan kılcaldamarlara geçeràhemoglobinle birleşiràtoplardamarla kalbin sol kulakçıkàsol karıncıkàaortàkılcaldamarlarda oksijen hemoglobinden ayrılıp dokulara difüzyonla geçer. CO2 nin bikarbonat iyonları ile taşınması; Dokulara oksijen veriliràCO2 önce dokular arası boşuklara sonra kılcalkandamarlarına geçer àsu ile birleşiràKarbonik asit(iyonlaşır)àH ve HCO3(bikarbonat)àH hemoglobin tarafından tutuluràbikarbonat àKalbin sağ karıncığıàAkciğer atardamarıàAkciğer kılcallarıàHCO3 +H=Karbonik asitàSu ve CO2 ye ayrışıràAkciğerde alveollerden CO2şeklinde atılır.Suyunda bir kısmı dışarı atılır. Doku kılcallarında oksijen hemoglobinden ayrıldığında ,doku sıvısında oksijen oranı azalır,karbondioksit yoğunluğu artar,solunum hızlanır,pH düşer. Kılcaldamarlar boyunca alyuvarlar içinde oksijen miktarı azalırken dokulardaki oksijen miktarı artar. Sağlıklı bir insanda kandaki karbondioksit miktarı artarsa kan pH ı düşer,kanın akış hızı ve soluma hızı artar. …Hemoglobin karbonmonoksitle de(CO) kolayca birleşebilir.Fakat oksijende olduğu gibi kolayca ayrılamaz.Bu durumdaki hemoglobin oksijen taşıyamayacağı için hücreler ve dokular oksijensiz kalır.Bu olay karbonmonoksit zehirlenmesine neden olur.Bu durumda metabolizma yavaşlar. …Kana geçen oksijenin ˜ kadarı alyuvarlarda hemoglobinle birleşerek ,%2 kadarı da kan plazmasında erimiş halde taşınır. Solunumda açığa çıkan suyun oksijen kaynağı havanın oksijenidir. ÜNİTEYLE İLGİLİ NOTLAR: ...Nabız sayısı, kandaki alyuvar sayısı,soluk alıp verme sayısı,kan basıncı değerleri birer nicel gözlemdir.Bu değerlerle elde edilebilecek sonuç ise yükseklerde yaşayan memelilerin daha çok oksijene ihtiyaç duyduğudur.Yükseklerde atmosferdeki oksijen oranı daha az olduğundan oksijenin azalmasına bağlı olarak atmosfer(hava) basıncı azalır ve memelilerde soluk alıp verme hızı ,alyuvar sayısı nabız ve kan basıncı artar. ...Hızlı hareket yapan bir kimsenin hücrelerinde enerji ihtiyacı artar.Enerji ihtiyacını karşılamak için hücrenin daha hızlı şekilde glikozu oksijenle parçalaması gerekir.Bu yüzden daha çok oksijene ihtiyaç duyar ve kan dolaşımı hızlanır.Hücredeki solunum reaksiyonları arttığından CO2 miktarı da artar. ...Canlılar hayatlarını devam ettirebilmek için yeterli miktarda enerji üretmek zorundadırlar.Bu yüzden atmosferden alınan oksijen miktarında azalma,üretilen enerji miktarında azalmaya neden olur.Bu da canlının hayatını tehlikeye sokar. ...Toprak solucanı gerekli olan oksijeni deri solunumu yaparak alır.Yağmur yağdığında topraktaki hava boşlukları su ile dolduğundan toprak solucanı oksijeni alamaz ve toprak yüzeyine çıkarlar. ...Yükseklere çıkıldığında atmosferdeki oksijenin kısmi basıncındaki azalma ilk olarak soluk alıp vermenin artmasına,kalp atış sayısının ve nabız sayısının artmasına neden olur.Aynı zamanda kan basıncı da artar.Alyuvarların sayısı artar ve yapımı için gereken süre daha uzun olur.Akciğerlerindeki alveol sayısı değişmez. ...Canlı solunum yaparsa ortamdaki oksijeni tüketir.Üretilen CO2 ,tutucu maddeler tarafından tutulursa(Ca(OH)2) gibi.CO2 tutucusunun saydamlığı kaybolur.Hayvan solunum sonucunda su buharı da üreteceğinden ortamdaki nem miktarı artar.Ortamda oksijen miktarı azaldığı için gaz basıncı azalır. ...Bir sporcu koşmaya başlayınca, önce hücresel solunum artar ve dokularda üretilen CO2 miktarı çoğalır.Daha sonra dokularda üretilen CO2 toplar damarlara geçer ve kandaki CO2 seviyesi yükselir.En son aşamada ise soluk alıp verme mekanizması uyarılarak daha hızlı soluk alıp verilir. ...Solunum pigmentleri yapılarında demir ve bakır gibi elementler bulundurabilirler.Kan hücrelerinde yada plazmada bulunabilirler.Ancak tüm solunum pigmentleri oksijenle tersinir reaksiyona girer. ...İnsanda soluk alma sırasında diyafram kasılır ve düzleşir,kaburga kaslarının kasılması sonucunda göğüs boşluğunun hacmi artar, bu akciğerlerdeki hava basıncının düşmesine ve akciğerlere hava dolmasına neden olur. ...Akciğer solunumu karasal omurgalılarda gözlenen bir solunum tipidir.Deri solunumu solucanlarda ve kurbağalarda ,solungaç solunumu suda yaşayan canlılarda,oksijensiz solunum bazı bakteri ve gelişmiş yapılı bazı canlıların hücrelerinde ATP elde etmek için gerçekleşir.Trake solunumu böceklerde gerçekleşir.Hava borucuklardan geçerek direk hücreye ulaştırılır. ...Böceklerde bulunan trake sistemi oksijenin dokulara kadar taşınmasını sağlar.Bu yüzden böceklerde dolaşım sistemi oksijenin ve karbondioksitin taşınmasından sorumlu değildir ve basit yapıdadır. ...Böceklerde oksijen ve karbondioksitin taşınmasından trake sistemi sorumludur.Bu yüzden kanlarında solunum pigmenti(hemoglobin) bulunmaz.Solunum gazları taşıma sistemiyle taşınmaz. ...Hemoglobin,hemosiyanin,klorokruorin ve hemoeritrin gibi bütün solunum pigmentlerinin amacı kanın oksijen ve karbondioksit taşıma kapasitesini artırmaktır.Yapılarında demir bulunan pigmentler hemoglobin ve hemoeritrindir ve kırmızı renklidirler.Hemosiyanin bakır içerir ve mavi renge sahiptir. ...İç döllenme ve trake solunumu kara yaşamı için geliştirilmiş bir adaptasyondur.Denizde yaşayan bir hayvanda görülen bu özellik bu hayvanların kara yaşamına adapte olduktan sonra su yaşamına geçtiğini gösterir. ...Solunum yüzeylerinin ortak özellikleri nemli olmaları,tek katlı yassı epitel dokudan oluşmaları ve geniş yüzeye sahip olmalarıdır.Alveoller yalnızca akciğerlerde bulunur.Trake sistemi ise ince ve kalın borulardan oluşup oksijeni dokulara kadar taşır. ...Oksijen doku kılcallarına kadar taşınmasında plazma ve alyuvarlar görev yapar. ...Canlılarda oksijen ihtiyacı kendi metabolizmalarında üretilerek,sudan çözünmüş halde alınarak yada atmosferdeki serbest oksijenden sağlanabilir. ...Memelilerde yükseklere çıkıldıkça alyuvar sayısı artar,soğuk havalarda kalbin çalışma hızı artar. ...Akciğer kılcaldamarlarından geçerken oksijenin yoğunluğu hızla artar. ...Uzun süre spor yapan bir insanda akciğer hacmi genişler,oksijenin artmasına bağlı olarak kan basıncı ve nabız düşer. ...Doku kılcallarına geçen kanda oksijen,karbondioksit ve amonyak miktarı değişirken alyuvar sayısı değişmez. ...İnsanda oksijen ve karbondioksitin alışveriş hızı üzerinde metabolizma hızı,yaşanılan yerin deniz seviyesi ve solunumda kullandığı besin çeşidi etkili olabilir. ...Nefes alan bir insanda kaburga kasları kasılır,diyafram kasları düzleşir,alveol hacmi artar,kanına geçen oksijen miktarı artar

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
Custom Search
   
   
   

Üye Grişi  

   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek bir bölümünden alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

 

Copyright © 2013 http://fencalismakitabi.com/

© ALLROUNDER